Ana içeriğe atla

Dilin Düşünce Üzerinde Etkisi Var Mı?



Neden doğru dürüst kitaplar okumalı ve kelime hazinemizi geliştirmeliyiz?

George Orwell’in meşhur romanı 1984’te bazı kelimeler olmazsa bazı düşünce ve tutumların da olmayacağı tezinden ilhamla, otoriter devlet dili manipüle ederek halkı nasıl yönlendirdiği anlatılmaktadır.

Örneğin isyana dair kelimeler yasaklanırsa isyan fikrinin de hiç oluşmayacağı düşünülmektedir.
Psikologların son zamanlardaki tavsiyelerinden birisi de hayatımızdan olumsuz kelimeleri çıkarmak ve yerlerine pozitiflerini koymak. Yani öyle hissetmese dahi olumlu kelimeler kullanan insanların hayata daha neşeli ve olumlu bakmaya başladıkları söylenmektedir. (Nihayet Dergisi. Eylül 2019. Sayı 57)

Bu bilgiden yola çıkarak şu çıkarımda bulunabiliriz.

Sahip olduğumuz kelime sayısı düşünce dünyamızın büyümesine ve daha doğrusu daha geniş perspektiften çevreye bakmamıza olanak sağlayacaktır. Bu süreç kavrayışımızı güçlendirecek ve dünyaya diğerlerinin bakmadığı açıdan bakabilmemize yardımcı olacaktır. Tabii bu geniş perspektif beraberinde mutsuzluğu da getirecektir. Bilmek bazen cezadır çünkü.

Peki siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlara fikirlerinizi bekliyorum👇

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çiçek Açmak için Önce Gömülmek Gerekir

Bittim diye üzülme senin için daha güzel bir başlangıç vardır. Öldüm diye kederlenme sana bahşedilmiş daha büyük bir diriliş vardır.

Eğitimin Usain Bolt’u Olmak İçin Garantili 5 Yol

Malumunuz 2012 Londra Yaz Olimpiyatları görkemli bir kapanışla sona erdi.  İyi çalışan, sabır gösteren, planlı ve programlı olan sporcular, dolayısıyla ülkeler emeklerinin karşılığını aldılar. Tabii bir çok sporcu ve ülke olimpiyatlara damgasını vurmuştur ama bana göre oyunlara asıl damgasını vuran tek  bir sporcu vardı: Usain Bolt. 1986 doğumlu Jamaikalı Sprinter Olimpiyat Stadyumu'nda yapılan atletizm yarışmalarında erkekler 200 metre finalinde, 19.32 saniyelik derecesiyle, dünya rekoru kıramasa da kariyerinde ikinci kez 200 metre olimpiyat altınına uzandı. Ve bunu tarihte yapan ilk atlet oldu. Usain Bolt Peki Bolt’u başarıya götüren etkenlerin iyi bir eğitim vermekle ne ilgisi olabilir? Bana göre Bolt’a bakarak feyzalabileceğimiz bir çok nokta var. Ben başarının tanımlanmasını pek sevmiyorum. Her ne kadar başlıkta garantili beş yoldan bahsetsem de doğru olana gitmenin birden fazla yolu var. İşte bu yazıda da bana göre bir eğitmeni tıpkı Bolt gibi başarıya götüre

Yüzyüze Eğitimin Sonu mu Geliyor?

Yüzyüze eğitimin sonunun geldiğine, en azından şimdilik, inananlardan değilim. İnsan, insan olduğu sürece temasa ihtiyacı olacaktır. Ama yine de mevcut gelişmeleri görmezden gelemeyiz. Arkadan gelen dijital yerliler mevcut ezberi hepten unutturacak gibi görünüyor.  Bunlara ek olarak dünyada ve Türkiye’de hızla artan mobil teknoloji alt yapısı, mobil çalışan sayısını da arttırmaya başladı. Çalışanlar artık iş yerlerine gitmeden; kafelerde, evde, parkta, bahçede ve belki de yolculuk esnasında çalışabilmekteler. Ayrıca iş yerleri de maliyetlerini düşürmek için çalışanlarını dışarıya yönlendirmeye başladı. Bir araştırmaya göre 2015’te 1.3 milyar kişinin mobil çalışan olması bekleniyor. Yani insanlar artık tek bir fiziki mekanda bulunmak zorunda kalmayacaklar. Tüm bu gelişmeler ister istemez yüzyüze eğitimin geleceğini bizlere sorgulatıyor. Her ne kadar etkinliği diğer öğrenme metodlarına göre daha güçlü olsa da dünyadaki teknolojik gelişmeler ve artan maliyetler