Ana içeriğe atla

Kaderimin Değiştiği An

Kariyerimin başlarındaydım. Çok düşük bir maaş ve sağlam borçlarla Istanbul'da tutunmaya çalışıyordum. Anadolu'nun farklı şehirlerinde yaşamış memur bir ailenin evlâdı olarak Istanbul benim için çok büyük bir zorluktu.

Korkuyordum. 





Bir kaç dost dışında kimseyi tanımıyordum.

O dönemde beni tek mutlu eden şey sevdiğim işi yapıyor olmaktı. Eğitim Görevlisi pozisyonunda çalışıyordum. En büyük sevdam olan eğitim işini icra ederken o dönemki yoneticilerim eğitim vermeme de imkan tanımışlardı. Bu benim için fazlasıyla mutluluk kaynağıydı.

Bir gün farklı bir alandan iş teklifi almıştım. Şartlar mevcuttaki şartlarımın çok çok üstündeydi. Teklifi yapan kişi çok kazanabileceğimi söylüyordu. Söyle bir düşününce gerçekten de iş öyle bir işti.

Şartlar ve aşk arasında kalmıştım. Ya diğer tarafı kabul edecek ve en büyük sevdamdan vazgeçecek, parası olan ama mutsuz bi adam olacak ya da sevdamın peşinden gidecek ve her şeyin düzelmesini ummayi bekleyecektim.

Seçimim sevdamın peşinden gitmek oldu. Açıkçası bazı zamanlarda, özellikle de çok zorlandığım anlarda neden diğer yolu seçmedim diye de hayıflandım.

Şimdi geriye bakabiliyorum. Ve bir şeyler hakkında da bir kanaat getirecek duruma geldim.

IYI KI, sevdamın peşinden gitmişim. Şuan çok sevdiğim işimi yaparken hayatımı kazanıyor olmak muhteşem bir şey.

Demem o ki, vazgeçmeyin. Devam edin.

Yorulacaksiniz, üzüleceksiniz ama en sonunda siz HAKLI çıkacaksınız.

Aşkla kalın.

Salim Tanriverdi/ Egitmen

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çiçek Açmak için Önce Gömülmek Gerekir

Bittim diye üzülme senin için daha güzel bir başlangıç vardır. Öldüm diye kederlenme sana bahşedilmiş daha büyük bir diriliş vardır.



Eğitimin Usain Bolt’u Olmak İçin Garantili 5 Yol

Malumunuz 2012 Londra Yaz Olimpiyatları görkemli bir kapanışla sona erdi.  İyi çalışan, sabır gösteren, planlı ve programlı olan sporcular, dolayısıyla ülkeler emeklerinin karşılığını aldılar. Tabii bir çok sporcu ve ülke olimpiyatlara damgasını vurmuştur ama bana göre oyunlara asıl damgasını vuran tek  bir sporcu vardı: Usain Bolt. 1986 doğumlu Jamaikalı Sprinter Olimpiyat Stadyumu'nda yapılan atletizm yarışmalarında erkekler 200 metre finalinde, 19.32 saniyelik derecesiyle, dünya rekoru kıramasa da kariyerinde ikinci kez 200 metre olimpiyat altınına uzandı. Ve bunu tarihte yapan ilk atlet oldu.

Peki Bolt’u başarıya götüren etkenlerin iyi bir eğitim vermekle ne ilgisi olabilir? Bana göre Bolt’a bakarak feyzalabileceğimiz bir çok nokta var.
Ben başarının tanımlanmasını pek sevmiyorum. Her ne kadar başlıkta garantili beş yoldan bahsetsem de doğru olana gitmenin birden fazla yolu var. İşte bu yazıda da bana göre bir eğitmeni tıpkı Bolt gibi başarıya götürecek beş yoldan bahsedeceği…

Yüzyüze Eğitimin Sonu mu Geliyor?

Yüzyüze eğitimin sonunun geldiğine, en azından şimdilik, inananlardan değilim. İnsan, insan olduğu sürece temasa ihtiyacı olacaktır. Ama yine de mevcut gelişmeleri görmezden gelemeyiz. Arkadan gelen dijital yerliler mevcut ezberi hepten unutturacak gibi görünüyor. 

Bunlara ek olarak dünyada ve Türkiye’de hızla artan mobil teknoloji alt yapısı, mobil çalışan sayısını da arttırmaya başladı. Çalışanlar artık iş yerlerine gitmeden; kafelerde, evde, parkta, bahçede ve belki de yolculuk esnasında çalışabilmekteler.
Ayrıca iş yerleri de maliyetlerini düşürmek için çalışanlarını dışarıya yönlendirmeye başladı. Bir araştırmaya göre 2015’te 1.3 milyar kişinin mobil çalışan olması bekleniyor. Yani insanlar artık tek bir fiziki mekanda bulunmak zorunda kalmayacaklar.
Tüm bu gelişmeler ister istemez yüzyüze eğitimin geleceğini bizlere sorgulatıyor. Her ne kadar etkinliği diğer öğrenme metodlarına göre daha güçlü olsa da dünyadaki teknolojik gelişmeler ve artan maliyetler bizi buna zorlayacak gib…