Ana içeriğe atla

Abilene Paradoksu

Abilene Paradoksu

Sıcak bir öğleden sonra, Teksas Coleman’da yaşayan bir aile, evlerinin verandasında rahatça oturmuş domino oynarlarken kayınpeder, 53 mil uzaklıkta bulunan Abilene adlı restorana akşam yemeğine gitmeyi önerdi. Kızı bunun müthiş bir fikir olduğunu söyledi. Kızın kocası, yol uzun ve yorucu olduğu için tereddürtleri olsa da, gruba ters düşmemek için “ bana uyar. Bakalım anneniz de gitmek istiyor mu?” diye sorar. Bunun üzerine kayınvalide, “ elbette isterim. Ne zamandır gitmemiştim Abilene’ye.” Diye yanıt verir

O sıcak havada, çok uzun ve yorucu bir yolculuk yaparlar. Restorana ulaştıklarında, en az yolculukları kadar berbat bir akşam yemeği yerler. Saatler sonra, eve döndüklerinde hepsi tükenmiştir yorgunluktan.

İçlerinden biri, söylediğine bile inanmayarak “ harika bir gezi oldu, değil mi?” diye sorar. Bunun üzerine kayınvalide, aslında evde oturmayı tercih edeceğini ama diğerleri çok istekli göründüğü için çıkıntılık yapmak istemediğini itiraf etti. Bu itiraftan sonra koca “ yaptığımız şeye ben de bayılmadım doğrusu ama sizi memnun etmek için katlandım.” Deyince, kadın “ Ben de sadece sizi mutlu etmek için kabul ettim” der. “ Bu sıcakta o yolu gitmek için kafayı yemiş olmak lazım”. Son itiraf da kayınpederden geldi ve diğerlerinin sıkılmış olabilceğini düşündüğü için öylesine bir öneride bulunduğunu söyledi.

Hepsi de, aralarında kimsenin istemediği bir geziye, birlikte karar verip gitmiş olmanın şaşkınlığıyla arkalarına yaslanıp oturdular. Sorsanız, aslında her biri o öğleden sonrayı veranda da rahat ve huzur içinde geçirmeyi tercih ederdi.



Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çiçek Açmak için Önce Gömülmek Gerekir

Bittim diye üzülme senin için daha güzel bir başlangıç vardır. Öldüm diye kederlenme sana bahşedilmiş daha büyük bir diriliş vardır.

Eğitimin Usain Bolt’u Olmak İçin Garantili 5 Yol

Malumunuz 2012 Londra Yaz Olimpiyatları görkemli bir kapanışla sona erdi.  İyi çalışan, sabır gösteren, planlı ve programlı olan sporcular, dolayısıyla ülkeler emeklerinin karşılığını aldılar. Tabii bir çok sporcu ve ülke olimpiyatlara damgasını vurmuştur ama bana göre oyunlara asıl damgasını vuran tek  bir sporcu vardı: Usain Bolt. 1986 doğumlu Jamaikalı Sprinter Olimpiyat Stadyumu'nda yapılan atletizm yarışmalarında erkekler 200 metre finalinde, 19.32 saniyelik derecesiyle, dünya rekoru kıramasa da kariyerinde ikinci kez 200 metre olimpiyat altınına uzandı. Ve bunu tarihte yapan ilk atlet oldu. Usain Bolt Peki Bolt’u başarıya götüren etkenlerin iyi bir eğitim vermekle ne ilgisi olabilir? Bana göre Bolt’a bakarak feyzalabileceğimiz bir çok nokta var. Ben başarının tanımlanmasını pek sevmiyorum. Her ne kadar başlıkta garantili beş yoldan bahsetsem de doğru olana gitmenin birden fazla yolu var. İşte bu yazıda da bana göre bir eğitmeni tıpkı Bolt gibi başarıya götüre

Yüzyüze Eğitimin Sonu mu Geliyor?

Yüzyüze eğitimin sonunun geldiğine, en azından şimdilik, inananlardan değilim. İnsan, insan olduğu sürece temasa ihtiyacı olacaktır. Ama yine de mevcut gelişmeleri görmezden gelemeyiz. Arkadan gelen dijital yerliler mevcut ezberi hepten unutturacak gibi görünüyor.  Bunlara ek olarak dünyada ve Türkiye’de hızla artan mobil teknoloji alt yapısı, mobil çalışan sayısını da arttırmaya başladı. Çalışanlar artık iş yerlerine gitmeden; kafelerde, evde, parkta, bahçede ve belki de yolculuk esnasında çalışabilmekteler. Ayrıca iş yerleri de maliyetlerini düşürmek için çalışanlarını dışarıya yönlendirmeye başladı. Bir araştırmaya göre 2015’te 1.3 milyar kişinin mobil çalışan olması bekleniyor. Yani insanlar artık tek bir fiziki mekanda bulunmak zorunda kalmayacaklar. Tüm bu gelişmeler ister istemez yüzyüze eğitimin geleceğini bizlere sorgulatıyor. Her ne kadar etkinliği diğer öğrenme metodlarına göre daha güçlü olsa da dünyadaki teknolojik gelişmeler ve artan maliyetler