Ana içeriğe atla

Kendi Başına Yemek Yiyen Çocuklar Daha Başarılı Olurlar

Araştırmalara göre motivasyonun on şartı eylemlerimiz ve çevremiz üzerinde yaptırım gucumuzun olduğuna inanmaktadır. Kendimizi motive edebilmek için kontrolün bizde olduğunu hissetmemiz gerekir. 



Columbia Üniversitesi 'nde 2010 yılında yapılan araştırmaya göre "kontrol ihtiyacı biyolojik bir şarttır." İnsanlar kontrol sahibi olduklarına inandiklarinda daha çok çalışma, kendilerini daha da zorlamaeğilimi gösterirler. Dahası, ortalamada kendilerine daha çok guvenir, zorlukların üstesinden daha çabuk gelirler. Hatta kendilerini denetleyebildigini düşünen insanlar yasitlarindan çoğu zaman daha uzun yaşarlar.

Bu kontrol içgüdüsü çocukken beyin gelişimimizin o kadar merkezinde yer alır ki, çocuklar bir kez kendi başlarına yemek yemeyi öğrendiler mi yetişkinlerin kontrol etme teşebbüsüne direnirler.

Araştırmacılar, her karar, ne kadar önemsiz olursa olsun kontrol sahibi olma ve ozyeterlik algısını pekiştirir.

Bu bilgiler ışığında çocukların ilerideki hayatlarında içsel motivasyonlari yüksek bireyler olabilmeleri için kendi başlarına bir şeyi yapmaya karar vermelerine izin vermek gerekir.

Örneğin masada yemek seçimi konusunda çocuk zorlanmamalidir. Kıyafet seçiminde özgür bırakılan çocukların içsel motivasyonlari gelişir. Yani birisinin sözüne bakmadan, dış bir zorlama olmadan hayatlarını idame ettirebilirler.

Evet zor. Farkındayım. Ancak elden geldiğince çocuklarımıza kendi kararlarını verebilecekleri ortamları olusturabilmeliyiz.

Bu, onların gelecekleri adına çok önemli.

Kaynakça: Smarter Faster Better/ Charles Duhigg

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çiçek Açmak için Önce Gömülmek Gerekir

Bittim diye üzülme senin için daha güzel bir başlangıç vardır. Öldüm diye kederlenme sana bahşedilmiş daha büyük bir diriliş vardır.



Eğitimin Usain Bolt’u Olmak İçin Garantili 5 Yol

Malumunuz 2012 Londra Yaz Olimpiyatları görkemli bir kapanışla sona erdi.  İyi çalışan, sabır gösteren, planlı ve programlı olan sporcular, dolayısıyla ülkeler emeklerinin karşılığını aldılar. Tabii bir çok sporcu ve ülke olimpiyatlara damgasını vurmuştur ama bana göre oyunlara asıl damgasını vuran tek  bir sporcu vardı: Usain Bolt. 1986 doğumlu Jamaikalı Sprinter Olimpiyat Stadyumu'nda yapılan atletizm yarışmalarında erkekler 200 metre finalinde, 19.32 saniyelik derecesiyle, dünya rekoru kıramasa da kariyerinde ikinci kez 200 metre olimpiyat altınına uzandı. Ve bunu tarihte yapan ilk atlet oldu.

Peki Bolt’u başarıya götüren etkenlerin iyi bir eğitim vermekle ne ilgisi olabilir? Bana göre Bolt’a bakarak feyzalabileceğimiz bir çok nokta var.
Ben başarının tanımlanmasını pek sevmiyorum. Her ne kadar başlıkta garantili beş yoldan bahsetsem de doğru olana gitmenin birden fazla yolu var. İşte bu yazıda da bana göre bir eğitmeni tıpkı Bolt gibi başarıya götürecek beş yoldan bahsedeceği…

Yüzyüze Eğitimin Sonu mu Geliyor?

Yüzyüze eğitimin sonunun geldiğine, en azından şimdilik, inananlardan değilim. İnsan, insan olduğu sürece temasa ihtiyacı olacaktır. Ama yine de mevcut gelişmeleri görmezden gelemeyiz. Arkadan gelen dijital yerliler mevcut ezberi hepten unutturacak gibi görünüyor. 

Bunlara ek olarak dünyada ve Türkiye’de hızla artan mobil teknoloji alt yapısı, mobil çalışan sayısını da arttırmaya başladı. Çalışanlar artık iş yerlerine gitmeden; kafelerde, evde, parkta, bahçede ve belki de yolculuk esnasında çalışabilmekteler.
Ayrıca iş yerleri de maliyetlerini düşürmek için çalışanlarını dışarıya yönlendirmeye başladı. Bir araştırmaya göre 2015’te 1.3 milyar kişinin mobil çalışan olması bekleniyor. Yani insanlar artık tek bir fiziki mekanda bulunmak zorunda kalmayacaklar.
Tüm bu gelişmeler ister istemez yüzyüze eğitimin geleceğini bizlere sorgulatıyor. Her ne kadar etkinliği diğer öğrenme metodlarına göre daha güçlü olsa da dünyadaki teknolojik gelişmeler ve artan maliyetler bizi buna zorlayacak gib…