Ana içeriğe atla

Televizyon İzleme Rekoru Kırdık




Kitap okumaya vaktim yok.

Ailemle vakit geçirmeye fırsat bulamıyorum.

Kariyerimde beni sıçratacak yabancı dili öğrenmeye vakit ayıramıyorum.

İşlerim çok yoğun spor yapacak zamanım yok.

Çocuğumla ilgilenemiyorum.

Ajans Press televizyon izleme alışkanlıkları üzerine RTÜK’ten derlediği veriler ışığında araştırma gerçekleştirdi. Yapılan araştırmaya göre, dünya genelinde günlük televizyon izleme oranlarında 330 dakika ile dünya rekoru kırdık.

Üstelik TV’de en çok izlediğimiz konuların başında magazin haberleri ve programları geliyor.

Tarihimizi TV’den öğreniyoruz(!)

Aile içi iletişimi, doğru kişiyi seçmeyi, politikayı, sporu…

Yalnız size kötü bir haberim var. TV gibi manipülatif ortamda gördüklerinizin çok koca bir yalandan ibaret. Vaktimizi koca bir yalanla öldürüyoruz açıkçası. TV’nin olmadığı yerde de sosyal medya boşluğumuzu dolduruyor ve sıkılmaya bile vakit bulamıyoruz artık.



Geçenlerde bir araştırma paylaşılmıştı.

Ortalama bir insanın bir yılda sosyal medyayla uğraşarak geçirdiği süre 608 saat, televizyona bakarak geçirdiği süre ise bin 642 saat. Yani toplamda 2 bin 250 saatimizi pek de bir şey yapmayarak geçiriyoruz. Bu 2 bin 250 saati kitap okuyarak geçirseydik yılda binden fazla kitap bitirmiş olurduk.

Hayat sizin tabii. Kısıtlı zamanınızla ne yapacağınız da size kalmış. Buna kimse karışamaz.

Zamanınızı nasıl değerlendireceğiniz ileride olması muhtemel pişmanlıklarınızı da belirleyecek.

İnsanların yaşamlarının son iki haftasını gözlemleyen hemşire Avustralyalı Bronnie Ware en çok tartışılan pişmanlıkları kaydetti. Listesinde kişilerin "keşke zamanımı daha değerli şeylerle tüketseydim" pişmanlıkları yer almaktaydı.

Son anlarımızda bu tip pişmanlıklarla yüzleşmememiz dileğiyle.

Sevgiler

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çiçek Açmak için Önce Gömülmek Gerekir

Bittim diye üzülme senin için daha güzel bir başlangıç vardır. Öldüm diye kederlenme sana bahşedilmiş daha büyük bir diriliş vardır.



Eğitimin Usain Bolt’u Olmak İçin Garantili 5 Yol

Malumunuz 2012 Londra Yaz Olimpiyatları görkemli bir kapanışla sona erdi.  İyi çalışan, sabır gösteren, planlı ve programlı olan sporcular, dolayısıyla ülkeler emeklerinin karşılığını aldılar. Tabii bir çok sporcu ve ülke olimpiyatlara damgasını vurmuştur ama bana göre oyunlara asıl damgasını vuran tek  bir sporcu vardı: Usain Bolt. 1986 doğumlu Jamaikalı Sprinter Olimpiyat Stadyumu'nda yapılan atletizm yarışmalarında erkekler 200 metre finalinde, 19.32 saniyelik derecesiyle, dünya rekoru kıramasa da kariyerinde ikinci kez 200 metre olimpiyat altınına uzandı. Ve bunu tarihte yapan ilk atlet oldu.

Peki Bolt’u başarıya götüren etkenlerin iyi bir eğitim vermekle ne ilgisi olabilir? Bana göre Bolt’a bakarak feyzalabileceğimiz bir çok nokta var.
Ben başarının tanımlanmasını pek sevmiyorum. Her ne kadar başlıkta garantili beş yoldan bahsetsem de doğru olana gitmenin birden fazla yolu var. İşte bu yazıda da bana göre bir eğitmeni tıpkı Bolt gibi başarıya götürecek beş yoldan bahsedeceği…

Yüzyüze Eğitimin Sonu mu Geliyor?

Yüzyüze eğitimin sonunun geldiğine, en azından şimdilik, inananlardan değilim. İnsan, insan olduğu sürece temasa ihtiyacı olacaktır. Ama yine de mevcut gelişmeleri görmezden gelemeyiz. Arkadan gelen dijital yerliler mevcut ezberi hepten unutturacak gibi görünüyor. 

Bunlara ek olarak dünyada ve Türkiye’de hızla artan mobil teknoloji alt yapısı, mobil çalışan sayısını da arttırmaya başladı. Çalışanlar artık iş yerlerine gitmeden; kafelerde, evde, parkta, bahçede ve belki de yolculuk esnasında çalışabilmekteler.
Ayrıca iş yerleri de maliyetlerini düşürmek için çalışanlarını dışarıya yönlendirmeye başladı. Bir araştırmaya göre 2015’te 1.3 milyar kişinin mobil çalışan olması bekleniyor. Yani insanlar artık tek bir fiziki mekanda bulunmak zorunda kalmayacaklar.
Tüm bu gelişmeler ister istemez yüzyüze eğitimin geleceğini bizlere sorgulatıyor. Her ne kadar etkinliği diğer öğrenme metodlarına göre daha güçlü olsa da dünyadaki teknolojik gelişmeler ve artan maliyetler bizi buna zorlayacak gib…