Ana içeriğe atla

3 Adımda Yeni Yıl Kararların Senin Olsun


Daha sağlıklı olacağım, kilo vereceğim, sigara artık gündemimde olmayacak, spor yapacağım, daha çok yeri gezeceğim, yeni kültürler tanıyacağım, daha çok kitap okuyacak ve kendimi geliştireceğim, yabancı dili öğrenip kariyerimde sıçrama yapacağım, yeni insanlarla tanışacağım ve networkümü geliştireceğim.






Yukarıdakiler size bir yerlerden tanıdık geldi mi?

Bugün bizim gibi bir çok insan da her yılbaşını yeni bir şeylere başlamak için vesile olarak görüyor. Taze bir başlangıç hepimizin arzusu. Yılbaşlarında hevesle aldığımız karaların çoğunu ise gerçekleştiremiyoruz. Bizi ilk başta heyecanlandıran büyük hedeflerimizden çok da üzerine çalışmadan vazgeçiyoruz.

Vazgeçilen o büyük kararlarımızın en büyük etkisi de vazgeçme pişmanlığı oluyor. Sonrasında yeniden bir “taze karar başlangıcı” arıyoruz. Ve bir sonraki o büyük gün geldiğinde yine aynı heves ve motivasyonla kararlarımızı veriyor ancak yine çabucak vazgeçiyoruz. Bu da haliyle yıllar süren bir kısır döngüye dönüşüyor. Sonuç olarak geriye bakıldığında heba edilmiş ve pişmanlıklarla dolu bir geçmişle başbaşa kalıyoruz.


Peki kararlarımızın arkasında durmak için neler yapmalıyız?

1. Hedefini belirle

Hedeflerinizi güçlü gerekçelere bağlamalısınız. O hedefiniz neyse ona tüm kalbinizle inanmalı ve güçlü gerekçeler belirlemelisiniz. 

Örneğin İngilizce öğrenmek istiyorsanız buna neden ihtiyaç duyduğunuzu not etmelisiniz. 

· Yurtdışında çalışacağım 

· Türkiye’de olmayan kaynaklara ulaşmak istiyorum.

· Vb.

Burada dikkat edilmesi gereken bir diğer unsur ise hedefinizin uzun vadeli olmasının sizde oluşturabileceği yılgınlık hissi. Bu tip durumlarda hedefinizin zorluk derecesine göre hedefi bölümleyebilirsiniz. Hedefi parçalayıp parçalar üzerinde çalışarak büyük hedefe ulaşmak daha kolay olacaktır.

Gerçekçi hedef belirlemek, hedefleri belirlerken olumlu ifadelere odaklanmak, hedefin somut ve ölçülebilir olması ise size doğru hedef belirlemede yardımcı olacaktır.

2. Planını yap ve sadık kal

Planlama yapmak belki de en çok atladığımız nokta. Bizler genelde bir karar verdikten sonra verdiğimiz o kararı nasıl gerçekleştirebileceğimizi çok da düşünmüyoruz. Halbuki yazılı olarak hedef belirledikten sonra o hedefe nasıl ulaşabileceğimizi planlamak oldukça önem arzediyor. 

Örneğin hedefiniz İngilizce öğrenmek ise bunu nasıl yapacağınıza karar vermelisiniz. Adımlarınızı ve yöntemlerinizi kendi şartlarınıza göre belirlemelisiniz.

· Bir kursa gideceğim

· Youtube’dan ücretsiz videolar izleyerek kendi kendime pratik yapacağım.

· Hikaye kitabı okuayacağım

· İngilizce konuşulan bir ülkeye 6 aylığına gideceğim.

Ana hedefi belirledikten sonra alt hedef ve stratejiler belirlemelisiniz. 

Unutmayın! Gideceğiniz yeri bilmek önemlidir ancak oraya nasıl gideceğinizi bilmek daha önemlidir.

3. Eyleme geç

Eyleme geçememek sadece Türk insanının problemi değil. Bu öyle bir şey ki tüm kültürlerde insanlar kararlarını verdikten sonra eyleme geçememenin sonuçlarıyla yüzleşmişler yüzyıllarca. 

Örneğin aşağıdaki sözler birbirinden farklı kültürlerde ve zamanlarda söylenmiş.

· Yavaş geIişiyor oImaktan korkmayın, hareketsiz kaImaktan korkun. (Çin Atasözü)

· Yapmak, keIimeIerden daha çok ses getirir. (Anonim)

· Bir insan eyIemIerinin topIamıdır, yapmış oIdukIarı ve yapabiIecekIeri. Başka hiçbir şey.(Mahatma Gandhi)

· Enine boyuna düşünün, ama hareket etme zamanı geIdiğinde, düşünmeyi bırakın ve içine daIın. (NapoIeon)

· Hızlı davran, yavaş düşün. (Yunan Atasözü)

· Uzun yolculuklar tek bir adımla başlar. (Çin Atasözü)

Eyleme geçmemenin bugünün problemi olmadığı gibi yarının da sorunu olmaya devam edecek. 

Burada tavsiyem her ne olursa olsun az da olsa başlamanızdır. Küçük de olsa, size önemsiz de görünse yine de başlayın.

Bizde de dedikleri gibi: Harekette bereket vardır.
Sonuç olarak,

Şöyle düşünün, elinizde bir adres var(Hedef). Elinizdeki adres iş görüşmesi için gideceğiniz yerin adresi ve sizin işe ihtiyacınız var(motivasyon). Google’dan haritaları açıyorsunuz ve yolu öğreniyorsunuz(planlama ve strateji). Yola koyuluyorsunuz(Eylem)

Hedeflerinize ulaştığınız bir yıl olması temennisiyle…

Sevgiyle kalın

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çiçek Açmak için Önce Gömülmek Gerekir

Bittim diye üzülme senin için daha güzel bir başlangıç vardır. Öldüm diye kederlenme sana bahşedilmiş daha büyük bir diriliş vardır.

Eğitimin Usain Bolt’u Olmak İçin Garantili 5 Yol

Malumunuz 2012 Londra Yaz Olimpiyatları görkemli bir kapanışla sona erdi.  İyi çalışan, sabır gösteren, planlı ve programlı olan sporcular, dolayısıyla ülkeler emeklerinin karşılığını aldılar. Tabii bir çok sporcu ve ülke olimpiyatlara damgasını vurmuştur ama bana göre oyunlara asıl damgasını vuran tek  bir sporcu vardı: Usain Bolt. 1986 doğumlu Jamaikalı Sprinter Olimpiyat Stadyumu'nda yapılan atletizm yarışmalarında erkekler 200 metre finalinde, 19.32 saniyelik derecesiyle, dünya rekoru kıramasa da kariyerinde ikinci kez 200 metre olimpiyat altınına uzandı. Ve bunu tarihte yapan ilk atlet oldu. Usain Bolt Peki Bolt’u başarıya götüren etkenlerin iyi bir eğitim vermekle ne ilgisi olabilir? Bana göre Bolt’a bakarak feyzalabileceğimiz bir çok nokta var. Ben başarının tanımlanmasını pek sevmiyorum. Her ne kadar başlıkta garantili beş yoldan bahsetsem de doğru olana gitmenin birden fazla yolu var. İşte bu yazıda da bana göre bir eğitmeni tıpkı Bolt gibi başarıya götüre

Yüzyüze Eğitimin Sonu mu Geliyor?

Yüzyüze eğitimin sonunun geldiğine, en azından şimdilik, inananlardan değilim. İnsan, insan olduğu sürece temasa ihtiyacı olacaktır. Ama yine de mevcut gelişmeleri görmezden gelemeyiz. Arkadan gelen dijital yerliler mevcut ezberi hepten unutturacak gibi görünüyor.  Bunlara ek olarak dünyada ve Türkiye’de hızla artan mobil teknoloji alt yapısı, mobil çalışan sayısını da arttırmaya başladı. Çalışanlar artık iş yerlerine gitmeden; kafelerde, evde, parkta, bahçede ve belki de yolculuk esnasında çalışabilmekteler. Ayrıca iş yerleri de maliyetlerini düşürmek için çalışanlarını dışarıya yönlendirmeye başladı. Bir araştırmaya göre 2015’te 1.3 milyar kişinin mobil çalışan olması bekleniyor. Yani insanlar artık tek bir fiziki mekanda bulunmak zorunda kalmayacaklar. Tüm bu gelişmeler ister istemez yüzyüze eğitimin geleceğini bizlere sorgulatıyor. Her ne kadar etkinliği diğer öğrenme metodlarına göre daha güçlü olsa da dünyadaki teknolojik gelişmeler ve artan maliyetler