Ana içeriğe atla

Sen Büyüksün Turkcell Akademi

Turkcell 2006 yılından beri çalışanlarına eğitimler verdiği akademisini herkese açtı. Dünyanın teknoloji alanındaki en önemli üniversitesi olarak kabul edilen Massachusetts Institute of Technology (MIT) ile ortaklaşa yaklaşık 2 bin başlıkta e- eğitimler verecek.

Bu haberi ilk gördüğümde üniversite yıllarımda Turkcell Akademi’yle olan hatıram bir anda canlandı. Turkcell Akademi’nin geldiği noktanın bu ülkede çalışan bir eğitim uzmanı olarak gurur duyulacak bir husus olduğunu ifade etmeliyim. Dünya çapında bir iş çıkartan Turkcell Akademi’yi kutluyor ve kendileriyle olan hatıramı sizinle paylaşmak istiyorum.



Perşembenin gelişi Çarşambadan bellidir.

2009 yılı Haziran ayıydı. Üniversite son sınıf bitirme çalışmam için değerli dostum Mustafa Aydın’la (NT Kitap Kırtasiye Eğitim ve Geliştirme Yöneticisi)Türkiye’nin en önemli firmalarını dolaşıyorduk. Bitirme çalışmamın konusu “Türkiye’deki Şirket Akademileri” hakkındaydı.  Bu çalışmayla, ülkemizde adı şirket akademisi olan yapıları tanımayı, anlamayı ve dünyadaki örnekleriyle karşılaştırmayı amaçlamaktaydık. Şimdi ismini veremeyeceğim birçok büyük ve kurumsallaşmış firmanın şirket akademilerini gezdik. Akademileri yöneten eğitim profesyonelleriyle görüştük. Akademi çalışmalarını, yapılan eğitimleri, eğitim tasarımlarının nasıl yapıldığını, akademi çalışanlarının profillerini, akademinin eğitime, öğrenmeye bakışını ve bu kavramları ifade ediş şeklini, akademilerin fiziki yapılarını ve bir misyona ve vizyona sahip olup olmadıklarını inceledik. Doğrusunu söylemek gerekirse bitirme çalışmam çok ciddi, yıllara dayanan bir araştırma değildi ama bir takım noktaları görmemize çokça faydası olmuştu.

Görünen köy kılavuz istemez

Havanın çok sıcak olduğu bir gündü. Artık görüşmelerimizin sonuna gelmiştik. Ziyaret edeceğimiz son yer Turkcell Akademi’ydi.  Dilimiz, damağımız kurumuş şekilde akademinin İstiklal’deki enfes mekanına ulaşmıştık. Kapıdaki görevliler son derece nazik ve kibar bir şekilde bizi, akademiyi gezdirecek akademi yetkilisi gelene kadar ağırlamışlardı.  Açıkçası bir şirkete girdiğinizde, kapıdaki güvenlikten ve danışmadan şirketin eğitime verdiği değeri ve önemi anlayabiliyorsunuz.

Toplantı salonundayız…

Mustafa Aydın ve ben ilgi sebebiyle biraz şaşkındık. Ne de olsa bizler öğrenciydik ve daha önce ziyaret ettiğimiz hiçbir kurum bizleri bu şekilde konuksever ağırlamamıştı. Açıkçası akademi binasının her yerinden kurumsallık ve profesyonellik akıyordu. Bizlere Esra Ramazanoğulları Hanım ve Emre Güleçoğlu Bey akademi hakkında detaylı sunum yaptılar ve sorularımıza doyurucu cevaplar verdiler.
Gerçekten de bitirme çalışmasını hazırlarken bizler çok açık bir şekilde Turkcell Akademinin farkını görebilmiştik. Yaklaşık 5 yıl önce Türkiye’nin çok önünde projeleri, hayalleri ve hedefleri vardı. Şuan baktığımda Türkiye’nin önemli ve büyük addettiğimiz firmaları halen Turkcell Akademi’nin o dönemki vizyonuna sahip değiller.



Bitirme çalışmasının gözdesi Turkcell Akademi

Bitirme çalışmasını tamamladığımda gördüğüm en net tablo güçlü bir vizyona sahip, sıkı bir motivasyonu olan, yenilikçi tek bir akademi vardı: Turkcell Akademi.

Açıkçası bugün yaptıklarıyla da bunu kanıtlamış oldular.

Benim için hiç şaşırtıcı olmayan bu ileri görüşlü işleri için Sayın Süreyya Ciliv ve değerli Turkcell Akademi çalışanlarını tebrik ediyorum.

Dünya standardında ve daha da ilerisinde işlerinizi görmek bizleri de fazlasıyla mutlu edecektir.

Perşembenin gelişi Çarşambadan belli olur diyor ve emekleri için kendilerine teşekkürlerimi sunuyorum.

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Çiçek Açmak için Önce Gömülmek Gerekir

Bittim diye üzülme senin için daha güzel bir başlangıç vardır. Öldüm diye kederlenme sana bahşedilmiş daha büyük bir diriliş vardır.



Eğitimin Usain Bolt’u Olmak İçin Garantili 5 Yol

Malumunuz 2012 Londra Yaz Olimpiyatları görkemli bir kapanışla sona erdi.  İyi çalışan, sabır gösteren, planlı ve programlı olan sporcular, dolayısıyla ülkeler emeklerinin karşılığını aldılar. Tabii bir çok sporcu ve ülke olimpiyatlara damgasını vurmuştur ama bana göre oyunlara asıl damgasını vuran tek  bir sporcu vardı: Usain Bolt. 1986 doğumlu Jamaikalı Sprinter Olimpiyat Stadyumu'nda yapılan atletizm yarışmalarında erkekler 200 metre finalinde, 19.32 saniyelik derecesiyle, dünya rekoru kıramasa da kariyerinde ikinci kez 200 metre olimpiyat altınına uzandı. Ve bunu tarihte yapan ilk atlet oldu.

Peki Bolt’u başarıya götüren etkenlerin iyi bir eğitim vermekle ne ilgisi olabilir? Bana göre Bolt’a bakarak feyzalabileceğimiz bir çok nokta var.
Ben başarının tanımlanmasını pek sevmiyorum. Her ne kadar başlıkta garantili beş yoldan bahsetsem de doğru olana gitmenin birden fazla yolu var. İşte bu yazıda da bana göre bir eğitmeni tıpkı Bolt gibi başarıya götürecek beş yoldan bahsedeceği…

Yüzyüze Eğitimin Sonu mu Geliyor?

Yüzyüze eğitimin sonunun geldiğine, en azından şimdilik, inananlardan değilim. İnsan, insan olduğu sürece temasa ihtiyacı olacaktır. Ama yine de mevcut gelişmeleri görmezden gelemeyiz. Arkadan gelen dijital yerliler mevcut ezberi hepten unutturacak gibi görünüyor. 

Bunlara ek olarak dünyada ve Türkiye’de hızla artan mobil teknoloji alt yapısı, mobil çalışan sayısını da arttırmaya başladı. Çalışanlar artık iş yerlerine gitmeden; kafelerde, evde, parkta, bahçede ve belki de yolculuk esnasında çalışabilmekteler.
Ayrıca iş yerleri de maliyetlerini düşürmek için çalışanlarını dışarıya yönlendirmeye başladı. Bir araştırmaya göre 2015’te 1.3 milyar kişinin mobil çalışan olması bekleniyor. Yani insanlar artık tek bir fiziki mekanda bulunmak zorunda kalmayacaklar.
Tüm bu gelişmeler ister istemez yüzyüze eğitimin geleceğini bizlere sorgulatıyor. Her ne kadar etkinliği diğer öğrenme metodlarına göre daha güçlü olsa da dünyadaki teknolojik gelişmeler ve artan maliyetler bizi buna zorlayacak gib…